28 Nisan 2014 Pazartesi
Onu Seviyorum...
Belki blog konusuyla alakasız... Ama anlatayım size. Ben öncelikle çok pislik bir insandım. Sonra düzeldim. İnsanlara yaptıklarımı anladım. Sonra telafi edecektim. Birine çok kötü bir şey yapmıştım.
Ama sonra arkadaşlarıma laf edilince tanıştığım - O laf etmedi - birine ''Selam'' gibi sıradan bir mesaj attım.
Sonra konuşma ilerledi. Her şeyimi anlattım. Ama yeni tanışmıştık. Nasıl güvenecekti bana. Benim ona güvendiğim kadar koşulsuz olarak. Tabii ki hemen samimi olmadık. Aslına bakılırsa hala onun sırlarını bilmiyorum. Ama onu çok seviyorum ondan eminim. Fakat ; bunu yazarken boğazım düğümlenecek. Onun bir sevdiği var. Ve deli gibi aşık ona. Bana anlatıyor. Hoşlanmış gibi cevap yazıyorum. Ama aslında o satırları okurken gözlerimden damlalar süzülüyor. Bir çoğunuz aptal diyecek az sonra bana. Çünkü ben onunla yüzyüze dahi tanışamadım. Ve işin koptuğu an : Beni en fazla kardeşi olabilecek gibi görüyor. Ben bundan fazlasını istiyorum. Ben onun bana sevgilim demesini istiyorum. Kalbimin içinde onun olduğu gibi onun kalbindede benim olmamı istiyorum. Ve yarın ona bunların hepsini anlatacağım. Belki bana ağzına geleni sayacak. Belkide üzgünüm imkansız diyip bana arkadaş kalmayı teklif edecek. Ama ben yinede ona aşık olarak kalacağım. Belki arkasından bakacağım. Belkide konuşacak yüz bulamayacağım. Ama emin olduğum şey onun asla benim olmayacağı. Belkide onun mutluluğuyla yetinecek kadar seviyorum onu. Belkide onun benim olmasını isteyecek kadar açgözlüyüm. O bir Teoman hayranı. Şuan hissettiklerimi bilmiyor. Ama belkide bu satırları okuyunca anlar. Ben ona koşulsuz aşık olmuştum. Hemde yüzünü bile görmeden. Sadece konuşmasına. Ama yüzünüde görünce aşkın üzerine çıktı bu duygu. Duyarsızlaştım. Onunla konuşurken yanımda top atsalar duymayacak hale geldim. Tam kendimi kaptırmışken sevgilisinden bahsediyor. Sonra üzerimdeki tüm mutlu duygular yok oluyor. Adeta bir buzun ateşe atılması gibi eriyorum oracıkta. İşin garip yanı o da onu kardeş gibi sevdiğime inanıyor. Kimseye etmediğim kadar iltifat ettim ona. Ama ben nasıl bir korkaksam hemen işi kardeşime çeviriyorum. Yani şuan hislerimi satırlara sığdıramıyorum. Konuşamıyorumda açık açık. Ama emin olduğum bir şey var:
Ben bir şerefsizim. Ama siz henüz madalyonun diğer yüzünü bilmiyorsunuz. Hani yazının başında anlatmıştım ya.
Telafi etmek.
Beni seven bir kız vardı. Az koşmadı peşimde. Ama hep onu bıraktım yalnız başına. İhtiyacı olduğunda yanında olmadım hiç. Şimdi tam bu kıza yaptıklarımı telafi etmek için arkasından koşuyordum. Ve kazanmıştım yine güvenini. Ama ''O'' çıktı karşıma. Nam-ı Diğer ''Mitsuki''. Ve o anda hiçbir şeyin anlamı kalmadı. Kalbim adeta içindeki her şeyi bir hortum edasıyla savurdu. Ve onun adı yerleşti içime. Sonra o telafi etmeye çalıştığım kızla konuşmaz, onu aramaz oldum. Ne yapıyorum ben ya. Artık ölsem daha iyi. Bu kadar şerefsiz, haysiyetsiz olduktan sonra. Benim artık buna bir son vermem gerek. Sanırım yarından itibaren eve kapanacağım.
Yazıyı Teoman'la kapayalım onun adına:
Sevgi anlaşmak değildir
Nedensizde sevilir
Bazen küçük bir an için
Ömür bile verilir !
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder